Uzak bir vadide, rüzgârın yön değiştirdiği noktada yaşayan Miro adında genç bir tavşan vardı. Miro, vadinin sınırlarını keşfetmeyi sever, özellikle yüksek kayaların tepesine çıkarak etrafı izlerdi. Bir sabah, kayalığa çıktığında havada tuhaf bir sessizlik olduğunu fark etti. Normalde bu saatlerde rüzgâr taşların arasından geçer, hafif bir uğultu duyulurdu. Miro etrafına bakıp “Bugün rüzgâr nerede?” dedi. Tam o sırada yanına uzun tüylü bir baykuş indi. “Sessiz misin Miro?” diye sordu baykuş. Miro başını salladı. “Evet, rüzgâr bugün hiç uğramadı” dedi. Baykuş kanatlarını kapatıp “Rüzgâr Gözcüsü’nün buna bir cevabı olabilir” dedi. Miro şaşırdı. “Rüzgâr Gözcüsü kim?” dedi. Baykuş kayalıkların ötesini işaret etti. “Vadinin ucunda yaşayan yaşlı kaplumbağa. Rüzgârın yönünü yıllardır takip eder.” Miro buna kayıtsız kalmadı. “O zaman gidip soralım” dedi. Baykuş da “Ben yukarıdan yol gösteririm” dedi. Böylece ikisi birlikte uzun patikayı takip etmeye başladı.
Vadinin sonundaki büyük kayanın dibinde oturan yaşlı kaplumbağa Togo, sessizce gökyüzünü izliyordu. Miro yanına yaklaştı. “Togo, bugün rüzgâr gelmedi. Bir şey mi oldu?” dedi. Togo ağır bir şekilde başını Miro’ya çevirdi. “Dün gece rüzgâr yönünü değiştirdi” dedi. Baykuş havada küçük bir daire çizip “Neden?” diye sordu. Togo, taşın üzerinden bir çizim yaptı. Çizim vadinin kuzeyini işaret ediyordu. “Kuzeyde eski bir geçit var. Rüzgâr o geçitten geçerdi. Ama geçit uzun zamandır daralmış olabilir.” Miro sabırsızca ileri çıktı. “Geçidi bulup açabiliriz” dedi. Togo rahat bir nefes aldı. “Geçit kayaların arkasında. Yolu dikkatle takip edin” dedi. Miro hemen harekete geçti. Baykuş yukarıdan yolu kontrol etti. Bir süre sonra geçidin olduğu yere vardılar. Geçidin ağzında çalılar birikmişti. Miro çalıların yanına gidip “Bunlar yolu kapatıyor” dedi. Tam o sırada bir kirpi çalıların arasından çıktı. “Burayı mı açmak istiyorsunuz?” dedi. Miro “Evet, rüzgâr buradan geçemiyor” dedi. Kirpi dikenlerini hafifçe kabarttı. “O zaman birlikte temizleyelim” dedi. Miro, kirpi ve baykuş geçidin girişindeki çalıları tek tek kenara çekmeye başladı. Uzun uğraşlardan sonra geçidin içi görünür hale geldi. Geçidin içinden hafif bir hava akımı hissediliyordu.
Miro taşın üzerine çıkıp “Biraz daha açmalıyız” dedi. Kirpi çalıları uzaklaştırdı, baykuş yukarıdan yönlendirdi. Birkaç taş kenara çekildiğinde rüzgâr birden geçitten içeri girdi. Ses önce hafifti, sonra taşların arasından geçen tanıdık uğultuya dönüştü. Baykuş kanatlarını açıp “Geri döndü” dedi. Miro sevinçle kulaklarını dikti. “Vadinin sesi bu” dedi. Rüzgâr vadinin içinden geçerek taşlara ve ağaçlara dokundu. Togo uzaktan yaklaşırken “Bunu yapmak iyi oldu” dedi. Miro ona dönüp “Geçit kapalı kalsaydı vadideki akış değişirdi” dedi. Baykuş kayalığın üzerine konup “Bugün önemli bir iş yapıldı” dedi. Kirpi çalıların arasından çıkıp “Artık rüzgâr eskisi gibi geçer” dedi. Miro geçidin içine son kez baktı. Hava düzenli bir şekilde akıyordu. Vadinin üzerinde tanıdık bir melodi dolaşıyordu. Gün batarken vadinin rengi turuncuya döndü. Miro kayalığa oturup rüzgârın tekrar esmesini izledi. Vadideki sessizlik yerini doğal seslere bırakmıştı. Rüzgârın unuttuğu ses yeniden dönmüş, vadi huzurlu bir akşamüstüne hazırlanmıştı.