Dağların arasında, geniş bir çayırın kenarında yaşayan Kara adında genç bir keçi vardı. Kara, her sabah yüksek kayalıklara tırmanmayı severdi. Bir gün tırmanırken ayağına sert bir şey çarptı. Kaya, diğer kayalardan farklıydı; üzerinde çizikli bir yüzey, ortasında da hafif bir parlama vardı. Kara taşı dikkatle inceledi ve “Bu kayada bir şey var” dedi. Tam o sırada en yakın arkadaşı olan tilki Lira yanına geldi. “Ne buldun Kara?” dedi. Kara kayayı gösterip “Bu parlama normal değil. İçinde bir şey olabilir” dedi. Lira hemen eğildi, kayayı çevirdi. “Belki de bir geçit taşıdır” dedi. İkisi kayayı birlikte itmeye çalıştı ama kaya ağırdı. Kara derin bir nefes aldı. “Bunu yalnız yapamam” dedi. Lira, “O zaman yardım isteyelim” dedi. Dağın eteklerine doğru indiler ve yolda karşılarına bir sincap çıktı. Sincap “Nereye gidiyorsunuz?” diye sordu. Kara durmadan “Yukarıda ilginç bir kaya bulduk, onu hareket ettirmek istiyoruz” dedi. Sincap gözleriyle yukarıyı işaret etti. “Ben tek başıma itemem ama arkadaşlarımı çağırabilirim” dedi.
Sincap biraz ilerledi, iki tavşan, bir porsuk ve küçük bir kuşla geri döndü. Kuş Kara’nın başına kondu. “Göster bize” dedi. Hep birlikte kayalığa çıktılar. Kaya yerinde duruyor, üzerindeki çizikler güneş ışığıyla daha belirgin görünüyordu. Tavşanlardan biri “Bu kayanın altı boş olabilir” dedi. Porsuk hemen “İsterseniz alt kısmını yoklarım” dedi. Porsuk kayayı çevresinden dikkatlice kontrol etti. “Altı gevşek, hepimiz birlikte itersek hareket eder” dedi. Kara herkese dönüp “Tamam, birlikte deneriz” dedi. Lira kanadıyla kayayı işaret etti. “Ben yukarıdan destek veririm” dedi. Hepsi aynı anda kayaya güç uyguladı. Kaya hafifçe kıpırdadı. Biraz daha bastırdılar. Kaya sonunda yuvarlanarak kenara doğru açıldı. Ardında küçük bir oyuk belirginleşti. Oyuğun içindeki taş yüzey, güneş vurdukça hafif bir parlama yayıyordu. Tavşanlardan biri “Burada bir şey var” dedi. Kara dikkatlice içeri baktı. Küçük bir kutu görünüyordu. Kutunun kapağı gevşekti. Kara kutuyu açtı. İçinde bir harita vardı. Harita çayırın içinden geçen gizli bir su yolunu gösteriyordu. Lira hemen “Bu su yolu kuruyan çiçeklere yardım eder” dedi. Kuş heyecanla kanat çırptı. “Hemen gidelim” dedi.
Hepsi birlikte haritanın gösterdiği yoldan ilerlemeye başladı. Yol dar bir patikadan geçiyor, ardından çayırın iç kısmına ulaşıyordu. Bir süre sonra haritanın işaret ettiği noktaya geldiler. Toprağın altında ince bir su sesi duyuluyordu. Porsuk toprağı biraz eşeledi. Su yüzeye doğru yükseldi. Çayırın ortasında küçük bir akış oluştu. Tavşanlardan biri “Çiçekler bundan fayda sağlar” dedi. Lira kanat çırpıp “Bu suyun akmasıyla çayır daha da canlı olur” dedi. Kara geriye dönüp kayalığa baktı. Kayayı itmeseler bu su yolu bulunmayacaktı. Sincap bir çiçeğin yanına gidip “Burası yakında değişir” dedi. Su yavaşça ilerledi, çayırın toprağı nemlendi. Bir süre sonra çiçeklerin yaprakları düzgünce açıldı. Kuş suyun üzerinden süzüldü. “Burası yakında çok renkli olur” dedi. Hepsi bir süre sessizce suyu izledi. Toprağın altındaki yol açılmış, çayır sakin bir şekilde canlanmaya başlamıştı. Kara arkadaşlarına dönüp “Bugün birlikte iyi bir şey yaptık” dedi. Lira başını salladı. “Evet, tek başına zor olurdu ama birlikte olunca yolu açtık” dedi. Gün batarken kayalıklar turuncuya döndü. Çayır artık suyla buluşmuştu. Hepsi yavaşça evlerine döndü. Dağın eteklerinde başlayan bu küçük keşif, çayırın yeni bir güne hazırlığını tamamlamıştı.