Gölün üstünde sabah serinliği dolaşmış. Bu gölde Cesur Damla yaşarmış. Cesur Damla küçükmüş ama içi umut doluymuş. Dalgalarla oyunlar oynarmış. Bir gün göl kenarındaki sazlıklar fısıldaşmış. Yol çağırmış. Uzaklarda kuruyan bir çayır varmış. Toprak susuz kalmış. Cesur Damla bunu duymuş. Kalbi hızla atmış. “Gitmeliyim,” demiş kendi kendine. Yanına Yosun Balığı gelmiş. “Nereye bakıyorsun?” demiş. Cesur Damla cevap vermiş. “Uzaklara.” Yosun Balığı şaşırmış. “Orası tehlikeli mi?” Cesur Damla gülümsemiş. “Bilmiyorum ama umut var.” Kıyıda Kurbağa zıplamış. “Neden bu kadar düşüncelisin?” demiş. Cesur Damla anlatmış. “Susuz toprak yardım istiyor.” Kurbağa başını sallamış. “Yol uzun.” Cesur Damla dik durmuş. “Yol uzun ama kalbim güçlü.” Rüzgar hafifçe esmiş. Göl dinlemiş. Cesur Damla vedalaşmış. “Dönünce anlatırım.” Yosun Balığı seslenmiş. “Yalnız değilsin.” Kurbağa eklemiş. “Cesaretin bize güç verir.” Cesur Damla parlamış. Güneş ışığıyla birlikte yola çıkmış.
Akıntı başlamış, su ince bir çizgiye dönüşmüş. Cesur Damla yuvarlanmış, kaymış, ilerlemiş. Yol boyunca Taş Amca ile karşılaşmış. Taş Amca sakin dururmuş. “Nereye böyle?” demiş. Cesur Damla durup anlatmış. “Toprak susuz.” Taş Amca gülmüş. “Küçüksün.” Cesur Damla cevap vermiş. “Küçük olabilirim ama kararlıyım.” Taş Amca kenara çekilmiş. “Geç.” Yol devam etmiş. Yapraklar hışırdamış. Bir Çiçek konuşmuş. “Neden acele ediyorsun?” Cesur Damla yumuşakça cevap vermiş. “Bir yere umut götürüyorum.” Çiçek sevinmiş. “O zaman rüzgar seninle.” Akıntı hızlanmış. Cesur Damla bazen yorulmuş ama durmamış. Bir Çamur Birikintisi önünü kesmiş. “Buradan geçemezsin,” demiş. Cesur Damla düşünmüş. Sabırla etrafına bakmış. “Bir yol vardır,” demiş. Güneş ısıtmış, çamur yumuşamış. Cesur Damla nazikçe ilerlemiş. Yol açılmış. “Teşekkür ederim,” demiş. Çamur Birikintisi şaşırmış. “Nazik olmak iyi hissettirdi.” Cesur Damla gülümsemiş. Yol boyunca her adım bir öğrenmeymiş. Cesaret sabırla büyümüş.
Gün akşama dönmüş. Cesur Damla sonunda kuruyan çayıra ulaşmış. Toprak çatlamış, sessizce beklemiş. Cesur Damla derin bir nefes almış. “Buradayım,” demiş. Toprak sanki duymuş. Cesur Damla yavaşça toprağa karışmış. Serinlik yayılmış. Çatlaklar kapanmış. Küçük yeşil filizler uyanmış. Toprak fısıldamış. “Hoş geldin.” Cesur Damla mutlu olmuş. Yorgunluğu geçmiş. Rüzgâr alkışlamış. Uzakta kuşlar ötmüş. Bir damla umut çayıra can vermiş. O anda başka damlalar da gelmiş. Cesur Damla yalnız kalmamış. Birlikte küçük bir dere olmuşlar. Toprak gülmüş. Gökyüzü parlamış. Cesur Damla içinden konuşmuş. “Cesaret bulaşıcı.” Gecenin serinliği çökerken çayır uykuya dalmış. Umut kök salmış. Yolun başındaki göl, bu hikâyeyi sabırla beklemiş. Ve her yeni damla, bu cesareti hatırlamış.