Ayşe ve Gökkuşağı Bahçesi Masalı

Bir sabah, güneş parlak ışıklarıyla Ayşe’nin odasına gülümsüyordu. Ayşe gözlerini açtı ve pencereye koştu. Bahçede renk renk çiçekler açmış, kuşlar neşeyle cıvıldıyorlardı.

“Merhaba bahçe!” dedi Ayşe neşeyle. “Bugün seninle yeni bir maceraya çıkacağız.”

Ayşe’nin en yakın arkadaşı olan minik kedi Mırmır, patilerini uzatarak ona eşlik etti. “Merhaba Ayşe! Bugün hangi oyunu oynayacağız?” diye miyavladı.

Ayşe elini Mırmır’ın kafasına uzattı ve gülümsedi. “Bugün gökkuşağı bahçesini keşfedeceğiz. Bahçede gizli bir sır varmış, onu bulmamız gerekiyor.”

İkili, bahçenin kapısından geçerken rengarenk çiçeklerin arasında yürüyordu. Papatyalar, laleler, menekşeler ve turuncu çiçekler arasında küçük bir patika uzanıyordu. Patikanın sonunda, minik bir gölet parlıyordu. Göletin suyu güneşle birleşip, gökkuşağı gibi parlıyordu.

Ayşe heyecanla Mırmır’a baktı. “Bak Mırmır! Gökkuşağı burada başlıyor.”

Tam o sırada göletin yanındaki küçük ağaç dallarından bir ses geldi. “Merhaba çocuklar! Ben Zıp Zıp, gölette yaşayan minik kurbağayım. Eğer gökkuşağı taşlarını bulmak istiyorsanız, her renkten bir çiçek toplamanız gerekiyor.”

Ayşe ve Mırmır birbirine baktı. “Tamam Zıp Zıp! Hadi başlayalım!” dedi Ayşe.

İlk olarak kırmızı gülleri topladılar. Kırmızı güllerden birini gölete bıraktıklarında suyun üstünde kırmızı bir taş belirdi. Sonra turuncu laleleri topladılar, sarı papatyaları ve mor menekşeleri. Her çiçek, gölette farklı renk taşlar olarak parlıyordu.

Mırmır sevinçle miyavladı: “Ayşe bak! Taşlar parlıyor! Çok güzel!”

Ayşe gülerek cevap verdi: “Evet Mırmır! Her renk bir mutluluk taşı gibi.”

Tüm çiçekleri topladıktan sonra gölet bir anda rengarenk bir ışıkla doldu ve gökkuşağı taşları birbirine bağlanarak minik bir köprü oluşturdu. Ayşe ve Mırmır köprüye adım attılar ve göletteki ışıklarla dans eder gibi yürüdüler.

Zıp Zıp sevinçle zıpladı. “Tebrikler çocuklar! Gökkuşağı taşlarını topladınız. Bu bahçe artık sizin sevgi ve mutluluk bahçeniz olacak. Her geldiğinizde burası sizi kucaklayacak.”

Ayşe gökyüzüne baktı, kuşlar cıvıldıyordu ve gökkuşağı bahçesi adeta bir masal diyarı gibi parlıyordu. “Burası harika! Her gün gelmek istiyorum.”

Mırmır kuyruğunu sallayarak ekledi: “Ben de! Hem oyun oynayacağız hem de renkleri keşfedeceğiz!”

Böylece Ayşe ve Mırmır, gökkuşağı bahçesini keşfederek hem mutlu hem de sevgi dolu bir gün geçirdiler. Bahçenin çiçekleri onlara her gün yeni sürprizler sunuyor, her renk yeni bir macera demek oluyordu.

Ve Ayşe her gün bahçeye geldiğinde, gökkuşağı taşlarıyla dolu köprüde dans ediyor, Mırmır ise neşeyle yanlarında zıplıyordu. Bahçenin sihri onların mutluluğunu çoğaltıyor, her anı renklerle dolu bir masal gibi yaşıyorlardı.

Yorum yapın