Günün ilk ışıkları, Rüzgârlı Çayır’ın üzerindeki çiğ damlalarını hafif hafif parlattığında Minik Flüt uyanmış. Kendisi bir çocuğun odasında yaşayan çok neşeli bir flütmüş. Her sabah melodisini mutlulukla çalarmış ama o sabah içinden melodi gelmemiş. Ne kadar denese de sesi çıkmamış. İçini tatlı bir telaş kaplamış. “Melodim nereye gitti?” diye fısıldamış. Pencerenin hemen yanında duran Peluş Ayı başını kaldırmış. “Ne oldu sana böyle? Neden sesin yok?” diye sormuş. Minik Flüt hüzünle “Melodim kayboldu. Onsuz kendimi eksik hissediyorum.” demiş. Peluş Ayı düşünmüş. “Belki de melodi odada değil. Dışarıda bir yerde olabilir. İstersen beraber arayalım.” diye önermiş. Böylece Minik Flüt cesaretini toplamış ve Peluş Ayı’yla birlikte pencere aralığından dışarı süzülmüş.
Çayırda ilerlerlerken hafif bir rüzgâr yüzlerine dokunmuş. Rüzgâr dostça esmiş ve “Nereye gidiyorsunuz böyle?” diye sormuş. Minik Flüt hemen cevap vermiş. “Melodimi kaybettim. Onu arıyoruz.” Rüzgâr yumuşak bir sesle “Belki de melodi yalnız kalmak istemedi. Bazen sizi duyan bir arkadaş arar. İsterseniz sizi Ses Tepesi’ne götürebilirim. Orada yankılar yaşar.” demiş. Rüzgâr onları hafifçe yukarı taşımış. Yol boyunca otlar hafif hafif sallanmış, kuşlar tatlı şarkılar söylemiş. Ses Tepesi’ne vardıklarında kayaların arasında küçük bir tıngırtı duymuşlar. Peluş Ayı heyecanla “Duydun mu? Bu senin melodin olabilir!” demiş. Minik Flüt biraz ürpermiş ama ilerlemiş. Kayaların arasından bir ses daha yükselmiş. “Buradayım! Beni unuttun sandım.” Minik Flüt şaşkınlıkla durmuş çünkü karşısında kendi melodisinin ışık gibi titreşen küçük bir şekli varmış. Melodi Minik Flüt’e yaklaşmış. “Sen çayırda çalarken çok uzağa gittim. Ama seni üzmek istemedim.” demiş. Minik Flüt duygulanmış. “Ben de seni aradım. Birlikte olunca sesimiz tamamlanıyor.” diye söylemiş.
Melodi Minik Flüt’ün içine doğru süzülmüş. O anda çayırın üzerinde hafif bir müzik yükselmeye başlamış. Peluş Ayı sevinçle zıplamış. “Geri döndü!” diye bağırmış. Rüzgâr gülümseyerek etraflarında dönmüş. “Sesler ancak birlikteyken büyür. Sen melodinin yuvasısın, melodi de senin neşen.” demiş. Minik Flüt derin bir nefes almış ve yepyeni bir melodi çalmaya başlamış. Melodi tatlı, yumuşak ve umut doluymuş. Çayırın renkleri sanki daha parlak görünmeye başlamış. Hepsi birlikte evin yoluna dönmüş. Minik Flüt o günden sonra melodisini kaybetmekten korkmamış çünkü artık biliyormuş: Birlikte arayınca her kayıp şey bulunur ve dostluk sesleri her zaman yolu aydınlatır.